Avrupa Birliği ve ABD mahkemeleri ile Avrupa Toplulukları Adalet Divanı kararlarında değişik isimlerle kabul gören ve uygulanan Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi Türk Hukukunda da teori olmaktan çıkmış ve uygulanmaya başlamıştır.
Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi; bazı şartların varlığı hâlinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan, mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. (Akıncı, Şahin: Alacaklılardan Mal Kaçırmak İçin Kurulan Yeni Şirkete Müracaat İmkânı Bakımından; Muvazaa, Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması ile Organik Bağ Kavramlarının Elverişliliği ve Yargıtay Uygulamaları, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 27, S. 3, 2019, s. 653.)
Hukuk kuralları dolanılmak suretiyle kanuna karşı hile yapılması, ayrı tüzel kişilik kavramına sığınarak onun ardında yer alan kişilerin taraf oldukları sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etmeleri ya da üçüncü kişilere zarar vermeleri, sonra da tüzel kişilik kavramının ardına gizlenmeleri dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı ilkelerine açıkça aykırı olup, hukuk düzenince de korunamaz. Bu gibi durumlarda TMK’ nın 2/2 maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması söz konusu olduğu için tüzel kişilik perdesi aralanmalı ve perdenin ardında yer alan kişiler gerektiğinde sorumlu tutulmalıdır. (Sağlam, İpek: Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanmasına Genel Bir Bakış, Erol Ulusoy (Editör), I. Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, İstanbul, 2008, s. 146.).
Tüzelkişilik Perdesinin Aralanması/Kaldırılması davasının en basit anlatımı;
A şirketi ticaret yoluyla piyasaya borçlanır ve borçlarını ödemez, A şirketinin ortak ve yetkilileri ticaretlerini yeni kurdukları ve/veya halen yetkilisi ve ortağı oldukları B, C, D şirketleriyle yapmaya devam ederler. A şirketinin alacaklıları A şirketi ile birlikte ortak ve yetkilileri aleyhine de dava açarak A şirketinden olan alacaklarının ortak ve yetkililerinden tahsiline karar verilmesini isterler. Buna tüzel kişilik perdesinin düz aralanması denir. *Şirketin borcu için şirkete ilave olarak ortakların da borçtan sorumlu tutulmasıdır. *(Öztek/Memiş, s. 199)
X şahsı piyasaya şahsen borçlanır ve borçlarını ödemez, X şahsı A şirketi kurmak ve/veya B, C, D şirketlerine ortak ve/veya yetkili olmak suretiyle ve/veya halen yetkilisi ve ortağı olduğu B, C, D şirketleriyle ticaret yapmaya ve para kazanmaya devam eder. X şahsının alacaklıları A,B,C,D şirketleri aleyhine dava açarak X şahsından olan alacaklarının A,B,C,D şirketlerinden tahsiline karar verilmesini isterler. Buna tüzel kişilik perdesinin ters çevrilerek aralanması denir. *Ortağın borcu için ortağın yanında şirketin de borçtan sorumlu tutulmasıdır. *(Öztek/Memiş, s. 199)
A şirketi ticaret yoluyla piyasaya borçlanır ve borçlarını ödemez, A şirketinin ortak ve yetkilileri ticaretlerini yeni kurdukları ve/veya halen yetkilisi ve ortağı oldukları B, C, D şirketleriyle yapmaya devam ederler. A şirketinin alacaklıları B,C,D şirketleri (grup, holding vs) ile onların ortak ve yetkilileri aleyhine dava açarak A şirketinden olan alacaklarının B,C,D (grup, holding vs) şirketleri, onların ortak ve yetkililerinden tahsiline karar verilmesini isterler. Buna tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması denir. *Borçlu şirketin yanında aynı ana şirkete bağlı bir kardeş şirketin sorumluluğu cihetine gidilmesidir. *(Öztek/Memiş, s. 199)
Perdenin çapraz aralanması sadece ana ve kardeş şirket için değil, aynı zamanda grup veya holding sistemi içinde yer alan kardeş şirketler arasında da söz konusu olmaktadır (Tekinalp, Gülören/Tekinalp, Ünal: Perdeyi Kaldırma Teorisi, Reha Poroy’a Armağan, 1995, s. 399)
Yargıtay içtihatlarına göre; Tüzelkişilik Perdesinin Aralanması/Kaldırılması davasını yürütürken asıl borçlu şirket ve/veya şahıs ile diğer şirketler ve/veya ortakları arasında organik bağın varlığını ispata dönük mahkemenin araştıracağı kriterler ise şunlardır.
- Tüzel kişi ile ortaklarının faaliyet alanlarının ve malvarlıklarının iç içe geçmesi birbirine karışması,
- Bir şirketin ticari defterlerinin ya da ticari sır kabul edilen belgelerinin diğer şirkete ait iş yerinde bulunması,
- Şirketlerin ikisinde de aynı ticari defterlerin kullanılması ve ortak hesap yapılması (tek merkezden idare edilmesi),
- Şirketin faaliyet konusunu sürdürebilmesi için yeterli sermayesi bulunmadığı hâlde alacaklıları ya da üçüncü kişileri zarara uğratmak niyetiyle bilinçli olarak faaliyet göstermeye devam edilmesi,
- Şirket ortaklarının kendi kişisel malvarlıkları ile şirketin malvarlığı özdeş-tekmiş gibi hareket etmeleri,
- Şirketlerin ya da ortağın üçüncü kişileri aldatacak şekilde kendi kişilikleri ile tüzel kişiliğin aynı olduğu izlenimini vermeleri,
- Bu kapsamda birbirlerinin tanıtımlarını yapmaları, aynı tüzel kişilikmiş gibi anlaşılacak benzer isimleri ve logoları kullanmaları, yani dışarıya karşı tek bir tüzel kişilikmiş gibi intiba yaratmaları,
- Şirketlerin aynı konuda faaliyet göstermeleri ve (tek başına bu hususa dayanılmamak koşuluyla) hâkim ortaklarının ya da yöneticilerinin aynı kişiler olması,
- Tüzel kişilik kavramının arkasına sığınılacak şekilde art niyetli davranışlarla zararlandırıcı faaliyetlerde bulunulması,
- İşlemlerin diğer tarafınca sözleşmelerin kiminle yapıldığı dahi anlaşılamayacak şekilde karışıklığa yol açılması,
- Şirketin kendi çıkarları gözetilmeksizin yürütülmesi veya yalnızca ve bilinçli olarak açıkça hâkim ortak korunacak şekilde diğerleri zarara uğrayacak şekilde işlemler yapılması,
- Şirketler arasında ve/veya şirketler ile ortaklar arasında ticari ilişki, işletmenin devri, mal ve finans aktarımları, hâlleri gösterilebilir.
Borçlu şirket ile grup şirketler arasında kardeş şirket ilişkisinden kaynaklanan iktisadi özdeşliğin ispatı, organik bağın ve tüzelkişilik perdesinin aralanması için aşağıdaki kriterler sayılabilir.
- Şirketlerin çok büyük bir bölümünde imza yetkilisi ve/veya yönetim kurulu başkan ve/veya üyelerinin aynı kişiler olması,
- Şirketler arasında personel geçişlerinin varlığı,
- Şirketlerin çoğunun muhasebesinin aynı yerde aynı muhasebeciler tarafından tutulması, Şirketlerin birbirleriyle süreklilik arz eden ticari ilişkisi ve para alışverişinin mevcut olması, Şirketlerin çoğunun hukuk işlerinin aynı avukatlar tarafından yürütülmesi,
- Şirketlerin aynı adres ve/veya binada ticari faaliyet yürütmesi vs haller örnekleme yoluyla sayılabilir.
Bu koşulların varlığı halinde, şirketler farklı tüzel kişilik gibi görünse de aralarındaki organik bağ nedeniyle tek bir iktisadi işletme olarak kabul edilmektedirler.
Tüzel kişilik perdesinin aralanmasının yasal dayanağı dürüst davranma başlıklı TMK’ nın 2. maddesidir. Kötüniyet, yasaları dolanma suretiyle alacaklılardan mal kaçırma dürüstlük kuralına aykırılık hallerini oluşturmaktadır. Konuya ilişkin emsal Yargıtay kararları aşağıdadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/808 E, 2020/504 K “O hâlde somut olay bakımından kesinleşen kararlar ve yukarıda açıklanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, tüzel kişilik perdesinin çapraz olarak aralanması koşullarının oluştuğu, artık hukuki bakımdan mevcut olan duruma göre değil de fiili duruma göre karar verilmesi gerektiği, davalı şirketlerin farklı tüzel kişiliklere sahip olduğu yolundaki savunmaların hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, bu itibarla asıl borçlu davalı Tekmar Mermer Madencilik Sanayi ve Dış Tic. A.Ş.’nin davacı bankaya olan borcundan dolayı diğer davalı Tekmar Mermer ve Maden İşletmeleri Üretim İhracat ve Tic A.Ş.’nin de sorumlu olduğunu tartışmasız hâle getirmiştir.”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/94 E, 2020/358 K, “Somut olay bakımından birbirini doğrulayan bilirkişi raporları ve yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında tüzel kişilik perdesinin çapraz olarak kaldırılması koşullarının oluştuğu, artık hukuki bakımdan mevcut olan duruma göre değil de fiili duruma göre karar vermek gerektiği, davalı şirketlerin farklı tüzel kişiliklere sahip olduğu yolundaki savunmaların hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, TMK’nın 2. maddesinde öngörüldüğü gibi yasaca korunamayacağı, davalı … LTD. ŞTİ. nin, davacıya olan borcundan dolayı diğer davalı … A.Ş. nin de müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/914 E, 2020/197 K “Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; alacaklı tarafından borçlular Karyapı Proje Üretim Lojistik İnşaat Taah. San. ve Tic. A.Ş, Olgu Büro Malzemeleri…Ltd. Şti. ve Osman Uyanık aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yapılmış, Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.05.2010 tarihli ve 2010/648 D. İş nolu kararı ile borçlu Karyapı…A.Ş’nin menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmiş, 18.08.2010 tarihinde Konya 12. İcra Dairesi tarafından Mersin İcra Dairesine haciz için talimat yazılmıştır. Mersin 7. İcra Dairesi tarafından 25.08.2010 tarihinde yapılan haciz sırasında borçlu Karyapı Proje Üretim Lojistik İnşaat Taah. San. ve Tic. A.Ş’nin sigortalı hizmet listesi çıktısı, davacı Medikar Tıbbi ve End. Gaz. Ekipm. İml. Taah. Tic. ve San. A.Ş’nin işyerinde bulunmuştur. Dosya kapsamına göre ayrıca davacı Medikar Tıbbi ve End. Gaz. Ekipm. İml. Taah. Tic. ve San. A.Ş’nin vergi levhasında yazılı adresinin, borçlu Karyapı Proje Üretim Lojistik İnşaat Taah. San. ve Tic. A.Ş’nin ticaret sicil adresi olduğu anlaşılmış, getirtilen ticaret sicil kayıtlarında Seyfettin Karakaş, Lütfiye Ümran Karakaş ve Alper Yedigöz’ün her iki şirkette de kurucu ortak olduğu görülmüştür. Yukarıda sayılan hususlar bir arada değerlendirildiğinde; davacı ile borçlu şirketlerin iç içe birlikte faaliyette bulundukları, şirketlerin alacaklılardan mal kaçırma amacıyla tüzel kişilik perdesinden yararlanmaya çalıştıkları, somut olay bakımından perdenin aralanması koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır.”
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2021/6867 E, 2021/11782 K “Somut olayda, dosya kapsamında yer alan ticaret sicil kayıtlarına göre 19.2.2014 tarihi itibari ile tek ortak takip borçlusu …’dır. Tek ve hakim ortak olan borçlu, tüzel kişiliğin perdesine sığınarak alacaklılarına karşı borçlarını ödemekten kaçınmıştır. Buna göre, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması sureti ile tüzel kişi ile üyeleri arasındaki mutlak olan şahıs ve mal ayrılığı ilkesi uygulanmayarak davacı üçüncü kişi şirketin davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”
Av. Ahmet Kaleli/İstanbul Barosu/23179
KAYNAKÇA
Akıncı, Şahin: Alacaklılardan Mal Kaçırmak İçin Kurulan Yeni Şirkete Müracaat İmkânı Bakımından; Muvazaa, Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması ile Organik Bağ Kavramlarının Elverişliliği ve Yargıtay Uygulamaları, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 27, S. 3, 2019, s. 653
Sağlam, İpek: Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanmasına Genel Bir Bakış, Erol Ulusoy (Editör), I. Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, İstanbul, 2008, s. 146.
*Öztek/Memiş, s. 199
Tekinalp, Gülören/Tekinalp, Ünal: Perdeyi Kaldırma Teorisi, Reha Poroy’a Armağan, 1995, s. 399
Yargıtay içtihatları,

Bir yanıt yazın